" Biz hepimiz ayaklı söylenmezler kütüphaneleriyiz , hayal ettiğimiz gerçek yaşamın , havadan sudan sohbetlerin , rahat ayakkabıların ve az çok itaat ettiğimiz ve az çok küçümsediğimiz ahlakın ardına saklandığı ağarmış kabirleriz. Hayal dünyalarımızın imgelerini gizlemeyi talim ettirmişler bize ...
ancak o imgeler kendi içlerinde bir dünya oluşturuyor , bir ekoloji kuruyor ve yavaş bir akşamüstü çekip gitme hülyasında , cebimde bir avuç bozukluk , otların arasında esen taptaze bir rüzgar , kendimi uzaklarda düşündüğümde , gitmeyi kurduğum da işte bu dünya , bu ekoloji ..."
John Burnside - Babam Hakkında Bir Yalan
1 Eylül 2014 Pazartesi
Yakında ki çok uzak bir adada
Adanın kahvesinde oturuyorum , hangover ( akşamdan kalma ) bir kafa . Tavla şakırtısı ve ihtiyarların bitmeyen gevezeliği bile rahatsız etmiyor . Tam karşıma geçmiş iki karga , maden işçisi titizliğinde artık adada tek tük kalmış eski bir kayığının ağlarını didikliyorlar . Bir başka kayıtta balıkçı ağlarını temizliyor , onun da karşısında bir martı dikkatle onu izliyor , konuşuyorlar mı , yoksa topal mı ne ? Faytoncu mu , balıkçı mı kestiremediğim bir aga , cigarasından bir duman çekip salıyor usulca havaya , bakıyor Kaşık ile Heybelinin arasına dalgınca . Baba'nın kitaplarından çıkmış bir eski adalıyı görür gibi oluyorum onda . Yanık teninin yüzündeki çizgilerinde güneşin , denizin yıpranmışlığının derin izleri , ayağında beyaz potinleri , tarif etmek gerekirse istavritten biraz kalınca , zarganadan biraz kısa ... Başımda akşamdan kalmanın ağırlığı havalanıyor bir martının kanadında usulca ...
Adanın kahvesinde oturuyorum , insanlar gelip geçiyorlar önümden hala ... Sorsam onlarda bilirler mi , görürler mi , tanırlar mı acaba ?
A.A
16 Ağustos 2014
Bir kütük canlanırsa : Yaşlı Kör Savaşçı ( Blind Old Warrior )
Çoktan ölmüş bir devasa ağaçtan kalan bir parça , yaşarken çokça şeyler görümüş , sonra bir gün kimbilir hangi sebeple ölmüş ... Bir şekilde denize kavuşmuş , deniz onu kollarında sallamış , arda kalan bedenini okşaya okşaya taşımış bu sahile , kalan son parçası ile atmış sanki bana ...
Greenpeace örgütünün bayrak gemisi " Rainbow Warrior - Gökkuşağı savaşçısı " adını bir Kızılderili efsanesinden alırmış . " Dünya birgün yok olmaya yüz tuttuğunda , dünya değiştirmiş - ölmüş - tüm savaşçılar onu kurtarmak için geri gelecekler - yeniden dirilecekler - ve onlara Gökkuşağı Savaşçıları denecektir ." diye . İlk okuduğumda , mücadelenin ruhuna uygun bir isim ve hikaye diye hiç unutmadım bunu . Sonunda ilk R.W'yi de bir mucadelesi sırasında batırdılar okyanusun bir yerlerinde . Ama yılmadı savaşçılar ikinci gemi R.W-2 olarak devam etti . Hatta geçtiğimiz yıllarda Beşiktaş İskelesinde ' de demirlemişti bir süre , o şahane gökkuşağı renkleri ile , 2011 de emekli oldu . Şimdilerde RW-3 yoluna devam ediyor .
Kütüğe bakınca bunu yakmayıp almaya karar verdim . O zaman ne yapacağımı bilmiyordum , aylarca evimde bir köşede bekledi . Ve bir gün canlanmaya karar verdi zamanı gelmişçesine , işte ondan sonra aşağıda fotoğrafı görülen çalışma çıktı ortaya . Öldüğü sanılan ağaç bir anda canlandı , tıpkı hikayedeki gibi .
Yaşlı ve kör savaşçı halen işinin bitmediğini fısıldıyor bana şimdilerde , neler söylediğine varın siz karar verin ...
Aylak Adam
Eylül 2014
------
Bir Kızılderili Şiiri
İHTIYARIN MAKOSENLERİ
Astım sizi duvara ,yıpranmış
güderi makosenler
Astım sizi oraya, öylece durun
Bir hayvandan yüzmüstüm sıcağı sıcağına
Getirmiştim sizi karıma
Özenle işledi
Kesti ,dikti ,süsledi Grurla giydim sizi
Giydim dereler tepeler boyunca
Şimdi oturuyorum kemiklerimi sızlatan
nice kıştan sonra
Siz duvarda duracaksınız , ben oturacağım
Gecenin gelmesini bekleyeceğiz birlikte
ROMANA CARDEN
17 Ağustos 2014 Pazar
Rock Off Fest
2-3-4 2014 Ağustos tarihlerinde Maçka Küçük Çiftlik Park konser alanında gerçekleşen konserlerdeydik . İlk gün , olağanüstü yağmur ile - donumuzda dek - sırılsıklam olup da HIM 'i ancak altı parça izleyebildik. Ses düzeninde yaşanan sorun nedeniyle grup sahneyi terketti çünkü ki ses düzeni de ayrıca kötüydü . ( Burada genelde böyle bir sorun var maalesef )
İkinci gün Jorn ve Amon Amart gibi daha önce dinleme şansım olmadığı ama canlı performanslarından etkilendiğim grupları izledik .
3. Gün ise Türk grup Murder King'i ancak son şarkısında yakaladım , Fransız grup Gojira'yı son birkaç şarkısında dinledik .- Bu esnada dışarıda ucuz bira içme peşindeydik - ...
Son olarak sahneye Megadeth çıktı . Dave Mustane gerçek bir efsane . Grup parçaları birbiri ardına makina düzeni ve hızlı ile ara bile vermeden , arada gevezelik etmeden , sanki potpori çalar gibi , kesmeden, durmadan çaldılar . Gerçekten bir konser süresince bukadar çok parça böyle çalınabilirdi . Şapka çıkardım , tebrik ettim , onlar duymasada canları sağolsun ...
Konser kardeşiliğimizin efsane kadrosu ile bizde oradaydık .
Buda bizim konser hatırlamız .
Adanın Kahvesinde
Adada kahvede oturuyorum . Hangover kafa . Tavla şakırtısı ve gevezeliği bile rahatsız etmiyor beni . İki karga artık adada tek tük kalmış eski bir balıkçı kayığının ağlarını didikliyorlar , maden işçisi titizliğinde . Yüzünde güneşin ve soğunun yıprattığı çizgileriyle balıkçı mı yoksa faytoncu mu kestiremediğim benzetmem gerekirse istavritten büyük, zarganadan küçükçe , tığ gibi ince bir aga denize bakıp duruyor . Ayağında beyaz potinleri ile babanın o eski adalılarından birini görür gibi oluyorum. Ha , nasıl biridir onu ben bilmem , belki dülger balığına sormak lazım bunu . İnsanlar gelip geçiyor önümden . Bense Kaşık' a , Heybeli' ye bakıp , bakıp duruyorum . Akşamın başımdaki ağırlığı hafifçe havalanıyor bir martı gibi . Adanın kahvesinden bakıyorum denize ...
6 Ağustos 2014 Çarşamba
Tatlısu da...
Kah poyraz, kah gündoğusu eser
Güneş kaçarken ufukta
Dalgakıranın ucundaki adam
Açmış kollarını dans edercesine
Veda ederken ona
Gümüş rengi sularda hayat başlar
İstavrit kıpır kıprıdır , mezgit bezgin
Yunuslar çekilir sahneden , irina valse başlar
Oltalar suya susar, dalar dalar çıkar
Gün kaçar , balıkçılar onu kovalar
Şarkısı karışır rüzgara
Savrular gider dağlardaki çobanın obasına
Dalgakıranda ki adam dans ederken
Görünmez karanlığında limanın ta başında
Tatlısu'da ...
4 Temmuz 2014 Cuma
Burgazadası , yok olmaz olası ...
Burgazadası
Burgaz Adası , bir başkadır ruha yansıması
Karşılar vapurun kapısında seni Sait Faik
Çıglık çıglıga martıların
senfonisi eşliginde
Balıkçıları , kahvesi
, meyhanesi ,
Atları , köpekleri, börtü böcegi
Ve envai çeşit hemşehrisi
Düşler sahilinde kim ne düşler kurar sahi ?
Bırak düşeyazma ,
koş Madam Marta
‘ya
Kimbilir yüzerken görürsün Onu Yassı ile Sivri’nin arasında
Kimbilir belki yakalarım sanırsın onu Kalpazankaya’nın tam
ucunda
Ah yapma !
Bırak rahatça dalsın Marmara’nın sularına
Dülgerbalıgı ile bulusmaya ...
Burgazadası , adaların en hası
Yok olmaz olası !
Aylak Adam - Temmuz 2014
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






