17 Ağustos 2014 Pazar

Rock Off Fest

2-3-4 2014    Ağustos tarihlerinde  Maçka Küçük Çiftlik Park konser alanında gerçekleşen konserlerdeydik . İlk gün , olağanüstü  yağmur ile  - donumuzda dek - sırılsıklam olup da  HIM 'i  ancak altı  parça izleyebildik. Ses düzeninde yaşanan sorun nedeniyle  grup sahneyi terketti çünkü  ki ses düzeni de ayrıca kötüydü . ( Burada genelde böyle bir sorun var maalesef ) 

İkinci gün Jorn  ve Amon Amart  gibi  daha önce dinleme şansım olmadığı ama canlı performanslarından etkilendiğim grupları izledik .

3. Gün ise  Türk grup Murder King'i ancak son şarkısında yakaladım ,  Fransız grup Gojira'yı  son birkaç şarkısında dinledik .- Bu esnada dışarıda ucuz bira içme peşindeydik -  ...

Son olarak sahneye  Megadeth çıktı  . Dave Mustane gerçek bir efsane . Grup parçaları birbiri ardına  makina düzeni ve hızlı ile  ara bile vermeden , arada gevezelik etmeden , sanki potpori çalar gibi , kesmeden, durmadan çaldılar .  Gerçekten bir konser süresince bukadar çok parça böyle çalınabilirdi .  Şapka çıkardım , tebrik ettim , onlar duymasada canları sağolsun ...

Konser  kardeşiliğimizin efsane kadrosu ile bizde oradaydık .

Buda bizim konser hatırlamız .



Adanın Kahvesinde




Adada kahvede oturuyorum . Hangover kafa .  Tavla şakırtısı ve  gevezeliği bile rahatsız etmiyor beni  . İki karga artık adada  tek tük kalmış  eski bir balıkçı  kayığının ağlarını  didikliyorlar ,  maden işçisi titizliğinde . Yüzünde güneşin ve soğunun yıprattığı çizgileriyle balıkçı mı yoksa  faytoncu mu kestiremediğim  benzetmem gerekirse istavritten büyük, zarganadan küçükçe  , tığ gibi ince bir aga denize bakıp duruyor . Ayağında beyaz potinleri  ile babanın o eski adalılarından birini görür gibi oluyorum.  Ha , nasıl  biridir onu ben bilmem ,  belki dülger balığına sormak lazım bunu  . İnsanlar gelip geçiyor önümden   . Bense  Kaşık' a , Heybeli' ye bakıp , bakıp duruyorum  . Akşamın başımdaki  ağırlığı hafifçe havalanıyor bir martı gibi . Adanın kahvesinden bakıyorum denize ...

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Tatlısu da...


Kah poyraz, kah gündoğusu eser
Güneş kaçarken ufukta
Dalgakıranın ucundaki adam
Açmış kollarını dans edercesine
Veda ederken ona
Gümüş rengi sularda hayat başlar
İstavrit kıpır kıprıdır , mezgit bezgin
Yunuslar çekilir sahneden  , irina valse başlar
Oltalar suya susar, dalar dalar çıkar
Gün kaçar , balıkçılar onu kovalar
Şarkısı karışır rüzgara
Savrular gider dağlardaki çobanın obasına
Dalgakıranda ki adam dans ederken
Görünmez karanlığında limanın ta başında
Tatlısu'da ...

4 Temmuz 2014 Cuma

Burgazadası , yok olmaz olası ...


Burgazadası

Burgaz Adası , bir başkadır ruha yansıması

Karşılar vapurun kapısında seni Sait Faik

Çıglıçıglıga martıların senfonisi eşliginde

Balıkçıları , kahvesi , meyhanesi ,

Atları , köpekleri, börtü böcegi

Ve envai çeşit hemşehrisi

 
Vur kendini yola  , bir solukluk hepsi topu ne de olsa

şler sahilinde  kim ne düşler kurar sahi ?

Bırak  şeyazma , koş Madam Marta ‘ya

Kimbilir yüzerken görürsün Onu  Yassı ile Sivri’nin arasında

 
Sonra güneş ile kovalamaca oynamaya kalkma ha!

Kimbilir belki yakalarım sanırsın  onu  Kalpazankaya’nın tam ucunda

Ah yapma !

Bırak rahatça dalsın Marmara’nın sularına 
 
Dülgerbalıgı ile bulusmaya ...

 
Burgazadası , adaların en hası

Yok olmaz olası !

 
Aylak Adam -  Temmuz 2014

13 Haziran 2014 Cuma

Kupaların Kupası " DÜNYA KUPASI "

Tam dört yılda bir  dünyanın dönüşüne bile etki eden bir organizasyon FUTBOL adına .  İşte dünya kupası başladı ...
 
Biz  Futbol dilencileri  bu özel  ve güzel turnuvada  halen endüstriyel futbol ruhuna direnebilen " Güzel Futbol " için dileniyoruz .
 
Üstadımız  Eduardo Galeano
 
Pirimiz  , tarif edilemez değişmez ve gerçek bir futbol dilencisi  MARADONA
 
Ruhlarının izini bu kupada arayacağız ...


"Ben basit bir ‘iyi futbol dilencisiyim…’ elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyordum: Tanrı rızası için güzel bir maç lütfen. Güzel bir oyun gördüğüm zaman da bunu sağlayanın hangi takım ya da hangi ülke olduğuna bakmaksızın bu mucize için şükranlarımı sunuyorum.”    

Eduardo Galeano 

Özel blogumuzdan takip edebilirisiniz .

http://tayfalar2014dunyakupasi.blogspot.com.tr/


10 Haziran 2014 Salı

Soundgarden Konseri


Soundgarden Konseri  6 Haziran 2014 
İstanbul  - Maçka  / Küçük Çiftlik Park


Adını rüzgarda  korkunç sesler çıkaran bir heykelden almışlar ve   Grunge’ın 90’larda ortalığı toz duman ettiği yıllardan ve yerden geliyorlardı . Gitmemek , onlarında konser çuvalımızın içine koymamak olmazdı .  1984 yılında Seattle’ın arka sokaklarında kurulan SOUNDGARDEN’den bahsediyorum . 
Her konser öncesi olduğu gibi  Byfuss ile buluşup ön hazırlık safhamızı  tamamlıyoruz . Bu defa Gümüşsuyunda ki  dostmuz Atakan’ın Kikas ‘ını kendimize mekan eyledik .  Soft bir demlenme denilebilir . Küçük Çiftlik Konser Sahasına girdiğimizde  İngiliz ön grup Kaiser Chiefs  sahne almıştı .Türüne   İndie Rock denilen  bana göre de pop , pek hafif de olsa pop rock diyeceğim grubun en ilginç figürü , şarkıları sahne yerine orada burada söylemeyi kendine adet  edinmiş vokalisti ( Ricky Wilson ) oldu  . Kah kapı girişinde , kah bir gölgeliğin tepesinde ya da sahne direkleri üstünde gibi .  “ Ruby ruby “ nakartlı şarkısı ilgimi çekti,  bir de  sarı – lacivert çubuklu  sahne arkası  bayrakları  bizi aldı götürdü  Kadıköy’e doğru , işte o kadar ...
 
Sıra biran önce Soundgarden’a  gelsin diye bekliyorduk ... 

Şöyle geriye dönüp bakınca dün gibi geliyor 90’li yıllar , üzerinden oysaki yirmibeş  yıl geçmiş . Babalar grubu kuralı otuz yıl olmuş , hani derler ya “ boru değil “ misali ...  O yıllarda bir Pearl Jam nasıl olmuşsa yolunu şaşırıp İstanbul’a düşmüştü , 20 yıl sonra da şimdi o günleri hatırlayacaktık bir kez daha , Kurt Cobain’ i de  saygıyla yad ederken ...  Derken müzik başladı , şöyle bir uzaktan baktım sahnedeki arkadaşlarada , aşağı yukarı yaşıt olmamız gerekiyor , gitarist arkadaş ( Kim Tahayil ) saçı sakalı ve hafif göbeği ile  bize bir nebze benzer halde ama Chris Cornell kardeşin maşallahı var gibi görünüyor,  doğrusu aynen 90’larda ki havasında . Zaten kendisinin vokal gücüne ve şarkıcılığına hayranlığımız ve saygımız büyüktür , oraya hiç girmeye gerek yok da bu  fiziki duruşu şekli ve şemali de  şaşırtıcı geldi .  Bakımlı bir grunge  çocuğu olduğunu düşündümde bir an , biraz şaştım doğrusu . Hani yanlış anlaşılmasın kıskanmak değil bizimkisi , takdir , saygı , hürmet babında tabi. Ne yemişler ne içmişler bu arkadaşlar bunca yıl diye düşündüm , çünkü dertlerin tasaların peşinde koşmuştuk çokça içmiş pek yememiştik bir zamanlar beraberce ...
 
Sonuçta Soungarden’i sahnede ve canlı olarak görmek güzeldi tabi . Bu konser alanını ilk gününden beri biliriz , ta lunapark halinde , tüm yakın geçmişi konserlerinde bulunduk ama  son yıllarda ki bu sahayı bölme , haydi böldün de  abartma durumunu anlamış ve kabullenebilmiş değilim .  Ayrıca artık kronik hale gelen bir ses sorunu da iyice can sıkar oldu  ( Ayak üstü bir bir arkadaş , gidemediğimiz bir önceki Manowar konserinde de sesin berbat olduğunu söylüyor bu arada  kulağımıza ..) Dolayısı ile  paramıza göre yarı sahadan bakar olduk sahneye , haydi onu geçtik de buraya dahi ses gelmemesi Chris ve arkadaşlarını kanlı canlı görürken, sesin bir o kadar uzaklardan geliyor olması en hafif tabiri ile  can sıkıcıydı . Bir de arkamızdaki yeni yetmelerin , henüz kalınlaşmaya yüz tutmuş  sesleri ile bağıra çağıra şarkılara eşlik etmeleri zaten olmayan sesin iyice içine ediyordu . Çocuklara kızmıyorum tabi , daha belkide onlar doğmadan önce kurulmuş grubu benim 90’larda dinlediğim çoşkuyla dinlediklerini görmek tabi ki sevindirici hatta ötesiydi . Sonuçta hepimiz bir zamanlar  yeniyetmeydik , Soundgarden bile ...
 

Herneyse bira,sigara eşliğinde ,kısık ses düzeninin girdabında  Cornell’in iyi vokali, sese kurban giden Thayil’in soloları ,bas ve davuluyla ; şöyle açık hava konseri dediğinde  müziğin fiziki gücünü içimizde gümbür gümbür hissedemediğimiz bir Soundgarden geçti boğazdan , acaba martılar ne düşündü bakın onu bilemiyorum işte   .  Spoonman , Black Hole Sun , The Day I Tried to Live , My Wave  gibi  güzel şarkıları da bize bir anı kaldı . ( Setlist’in tamamı görselde yer alıyor )
 
Yani uzun lafın kısası , içimde tam bir tatmin olmamışlık duygusunun kalmış olması canımı sıkıyor açıkçası . Bu grup bunu haketmiyor , bu sebeple şu an bile  organizasyone ve ses masasına halen sinirleniyorum ...
 
“...
All my friends are Indians
All my friends are brown and red, spoonman
All my friends are skeletons
They beat the rhythm with their bones, spoonman

Feel the rhythm with your hands
Steal the rhythm while you can, spoonman

Thank you, good night people “

Geronimo Yalnızkartal
Haziran , 9 , 2014
İstanbul