Öğleden
sonra arka kapıdan çıktım , bu devasa büyüklükteki şehrin
uzaklarında bir tepede kurulu olan çalıştığım şirketin operasyon binasının hep
arka kapıdan çıkarım , sonra binanın arka bahçesi diyebileceğimiz büyük
yürüyüş alanında/ bahçesinde bir tur atar ,sonra ön kısmına
bağlanan bir minik yamaçtan yukarı çıkar ön kapıdan içeri girerim . Bu
yürüyüşlerimde tarlayı andıran alandaki
çimenler , böcekler ,kuşlar , kısaca toprak anama ve onun
çocuklarına odaklanırım . Onlarla konuşur
, bazen dokunurum . Yerden bir tutam çimen alıp avuçlarınızda oğuşturup sonra onları koklarsanız , toprak ananın en
güzel kokularından birini duyumsarsınız ...
Bugün
de öyle yaptım , hatta bir ara minik bir
meşe ağacının dibine oturdum ,
ayakkabılarımı çıkardım , yalınayak yürüdüm , çimenlerin üzerine sırtüstü uzandım . Tam o
esnada yeni yaprak salmaya durmuş meşe ağacının yapraklarının
arasında mavi gökte ardında beyaz izler bırakarak giden bembeyaz
bir uçak gördüm , bir an içinde kimbilir kimler vardır , kimbilir nereden
gelmekte nereye gitmekteler diye düşündüm , sonra o demir kuş yerine geçen günlerde rastladığım leyleklerden görmeyi
arzuladığımı hissettim , gerçekten
nerede kalmıştı leylekler , yoksa gelmeyecekler miydi ? ...
Orada
öyle yatmışken derin bir nefes çektim çigerlerime , sonra ardarda iki kez hapşurdum , güldüm kendi kendime ; ben güldükçe , bitkiler hatta polenleri bile güldü ,
hatta belki kuşlar , hatta belki de uçaktaki birisi bile ...
Sonra baharda ki bu kısa özgürlüğümü dışarıda
bırakıp , esaretime , o dev binaya geri döndüm , ta ki bunları yazıp
ruhum özgürleştirene kadar ...
Aylak
Adam
( Nisan başları - İzmit yakınları)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder